“Yağ çözücü” hızla değişen küresel ve bölgesel koşullar, Türkiye’nin önemini artırıyor ancak bunun yanında karşı karşıya olduğu risk ve tehditleri de çeşitlendiriyor. Avrupa’ya baktığımızda, 2008′den bu yana ekonomik krizle boğuşan ve en büyük kazanımı olan ‘Ekonomik ve Parasal Birlik’ projesini ayakta tutmaya çalışan bir AB görüyoruz. AB, son 20 yılda büyük bir gelişme ve ilerleme gösterdi. Hem üye sayısını 27′ye çıkardı hem de ortak dış politika, adalet ve içişleri gibi yeni politika alanlarını kapsamına aldı. Orta ve Doğu Avrupa’yı başarıyla entegre eden, yeni politikaların temelini atan ve Euro alanını oluşturan AB, bu başarılarının yanında önemli sorunlar ve çıkmazlarla da karşı karşıya kaldı. Dünyada özellikle ticari ve ekonomik anlamda önemli bir yere sahip olan AB, siyasi ve dış politika alanında da söz sahibi olmayı hedefledi. Bunu yaparken ortak bir ses oluşturabilmek, insan hakları ve demokrasi gibi değerlerin savunucusu olmak, özellikle yumuşak gücü ile diğer bölgelerde etkili olmak küresel aktör olarak AB’nin önemli özellikleri arasında yer aldı. Siyasi gücün ekonomik güçle bağlantısı da unutulmadı ve tek bir ortak para birimi, AB’nin dünya sahnesindeki itibarının en etkili unsurlarından biri olarak görüldü. “Yağ çözücü” bugün içinde bulunduğu kriz nedeniyle, AB’nin yukarıda saydığımız bu kazanımlar! koruyup koruyamayacağı ve bunların üzerine yeni kazanımlar inşa edip edemeyeceği tartışma konusu. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, AB üyesi devletler İçin aralarında oluşturdukları bu bağlar bağlayıcıdır ve geriye dönüş mümkün gözükmemektedir. Bugün ingiltere’nin yaptığı gibi çekimser kalan ülkeler olabilir, olmuştur da